Bilinmezlik ve Güven 2 – Kırmızı Elbise

Hassas tartının üzerine sürahiyi koyup tartıyı sıfırladım, sonra sürahinin içine 90 gram kahveyi dikkatlice koydum. O an aklımın içinde bir sağa bir sola giden hızlı trenler vardı sanki, düşünceler bir acabalara bir keşkelere, bir hatalara, bir başarılara doğru hızlıca dolanıyordu.

Kahve yaptığım zamanlar en çok düşüncelere daldığım zamanlar oluyordu, geçmişin hesabı, geleceğin planları vs. Sanırım bunun sebebi, yani kahve yapmak gibi rutin işleri yaparken düşünce tufanına tutulmanın sebebi beynin asla boş durmaması ve rutin işleri yaparken düşünme ihtiyacın olmamasıydı. Araba kullanmak da böyledir ya, uzun yolda neler gelir neler geçer akıldan.

Tam bunları düşünürken bir bildirim geldi ve elim telefona uzandı, alakasız bir reklam mesajı off derken Instagramı açtım ve 1 yeni istek olduğunu gördüm.

Sürahiyi tartıdan alıp üzerine 2 litre su koyup, kapağını sıkıca kapatıp buzdolabına koydum. 18 saat sonra soğuk kahvem hazır olacaktı.

Gece 11’den sonra gönderilmiş (nedense insanların akına hep gece belli bir saatten sonra geliyorum) mesaj isteğini okurken gülümsedim. Yazdığı şey çok düz ve samimi gelmişti.

“Merhaba, blogunuzu okuyup oldukça etkilendikten sonra bir selam vermek istedim. Sanırım daha çok sorulara cevap veriyorsunuz ama açıkçası mesaj bahanesi olarak soracak bir şey aklıma gelmedi, samimiyetsiz bir soru turetmektense şansımı böyle denemek istedim” 

minvalinde direkt ve samimi bir mesajdı.

Cevapladım, teşekkür ettim samimiyeti için. Bence en değerli davranışlardan birisinin samimiyet olduğunu açıkladım.

Kısa bir sohbet sonrası sağlıkçı olduğunu öğrendim. Ben de sağlıkçı bir aileden geldiğimden, sağlıkçı sohbetlerine ve terimlerine aşina olduğum için çok sürmeden aynı frekansa gelmemiz kolay oldu.

Onunla tanışmam iş temposu açısından oldukça yoğun olduğum bir döneme denk geldi. Bu sebeple mesajlaşmalar gün içerisine yayılıyor, hiç bir mevzu aceleye gelmiyordu. Zaten hiç bir konuyu aceleye getirmeyi sevmem, aceleye getirilmesini de. Aceleye getiriliyorsa, muhakkak altından başka bir şey çıkar çünkü. Bunu yazın aklınıza!

Bana hep blogda okuduklarından bahsediyor, yazılarımla ilgili iltifat ediyor, en çok da yaşanmış anıların onu etkilediğini söylüyordu.

+ Pekala dedim, aklında kalan ilk anı hangisi?

– Bilinmezlik ve Güven!

Her şeyden öte burada tarifi pek mümkün olmayan bir güven ayrıca cesaret var dedi. Evet, bence bunu yaşayabileceği en güvenilir insanın ben olduğumu söylemişti bir 6 ay sonra yaptığının ne kadar özel olduğunu anladı diye ekledim.

Ben de buna cesaret edebilirim dedi!

Bu cümleyi okumak bende inanılmaz bir istek ve heyecan oluşturdu. Çünkü daha önce yaşadıklarımı bir daha asla yaşayabileceğimi düşünmüyordum. O anlar çok özeldi ve bitti diye iç geçiriyordum.

Güven ne güzel his, güvenene de, güvenilene de.

Partner seçimi benim için çok zorlu bir süreç açıkçası. Kendini geliştirmiş, belli bir yaşa gelmiş, hayatındaki tek derdi makyaj, burçlar, saçma sapan diziler olmayan, güçlü kadınlar ilgimi çekiyor. Bunun yanında hayatla ilgili fikirleri olan, yaşadığı siyasi ortamın farkında olmasını istiyorum o kişinin. Çünkü her şey BDSM ya da her şey seks değil. Zihin gelişimi en az benim kadar olmalı diye düşünüyorum. Bununla ilgili bir benzetmem var.

Ormanların kralı aslanın, kendine yem olarak bulabileceği bir çok hayvan varken, tabii ki doğal süreç olarak kendine eş olarak dişi aslanı seçer. Ben de kendime av/yem değil, eş seçtiğimi düşünürüm hep. En az benim gibi olmalı, hatta örneğin zeka açısından benden farklı olmalı, fazla olmalı. Neden olmasın?

Dikkat ederseniz bu noktaya kadar fiziki kriterlerden ya da onun fiziki özelliklerinden bahsetmedim. Çünkü gerçekten o kadar da önemli değil bu. Ne var ki çok güzel bir kadındı.

Çok hevesliydi, konuşmalar arttıkça bu hevesi beni de ciddi anlamda heyecanlandırıyordu.

Bir çok itaatkar şunu düşünür, dominantlar hiç heyecanlanmaz. Tabii ki heyecanlanır, sadece bunu yönetebilir ve dışarıya çok da fazla belli etmez. Ki duyguları saklamanın doğru olmadığını düşünenlerdenim.

Duygular saklanmamalı, yönetilmeli.

Konu konuyu açıyor, yakınlık artıyordu. Bu durum en çok hoşuma giden durumdur. Sadece ait olmayla değil, sadece seksle değil, meta olmakla değil, insan olmakla, karşındakini anlamaya çalışmakla başlayan her türlü iletişimin sağlıklı olduğunu düşünüyorum.

Tekrar o konu geçti, ben de sizi görmeden size itaat etmek istiyorum dedi.

Bunu bir kaç defa tekrarlayıp, bu konudaki hevesine inanınca tamam, diyip ona yapması gereken hazırlıklardan bahsettim. Buradan sonrasını başka bir dille anlatacağım.

+ Beni evde karşılayacaksın, elbise giymeni istiyorum. Mevcuttaki elbiselerinden 3 tanesini seç, giy, gönder.

– Emredersiniz. (3 fotoğraf gönderildi)

+ Kırmızı olanı giyeceksin. İçine sütyen giymeyeceksin, çamaşırın siyah olacak. Saçların at kuyruğu, ellerinde kırmızı oje, makyaj olarak sadece gözüne kalem çekeceksin. Vücudunda hiç bir aksesuar istemiyorum, saat, kolye, bileklik vs.

– Emredersiniz.

+ Sana verdiğim ölçülerde soğuk kahve yapacaksın, geldiğimde masada 2 bardak ve 1 küllük olacak. Kahve buzdolabında olacak, ayrıca buzlukda buz hazır edeceksin.

– Emredersiniz.

+ Eve geleceğim, gözün kapalı olacak, elimde bir poşet olacak. İçinde bazı şeyler olacak, bana güven açtığımda anlayacaksın.

– Size güveniyorum. Ne zaman isterseniz sizi bekliyor olacağım.

+ Çarşamba öğleden sonra 14:00’da hazır ol.

– Emredersiniz.

+ Eve geldiğimde kapıyı gözün kapalı açacaksın. Ben senin elinden tutup oturman için koltuğa yönlendireceğim. Bu dakikadan sonra sana önceden söylemeden en ufak bir şekilde dokunmayacağım. Soğuk kahveyi buzdolabından alıp ben servis edeceğim. Sen sadece oturup, anın tadını çıkaraksın ve heyecanının geçmesini bekleyeceksin. Sadece sohbet edeceğiz. Ne zamanki sana hizmet etmeni istediğim anlar geldiğini söyleyeceğim ve hazır olup olmadığını soracağım, o zamana kadar kendi evinde benim misafirimsin. Anlaşıldı mı?

– Anlaşıldı efendim.

+ Sonrasında da benim küçük köpeğim olacaksın.

Tam buradan sonra heyecandan o anın bir an önce gelmesini istediğini söyledi. Ve ıpıslaktı. Bu anları düşünmek onun libidosunu, benzin dökülen yere zippo fırlatmak gibi anında alev alev hale getiriyordu.

Ve o Çarşamba geldi.

Elimde bir poşetle kapısındaydım.

Kapı açıldı.

Kırmızı askılı elbisesi ile sarı saçları ile karşımdaydı.

Sol elinden hafifçe tutup, oturması gereken yere kadar eşlik ettim. Oturttum.

Elimdeki poşeti mutfağa bıraktım ve üzerimdeki ceketi çıkararak karşısına oturdum. Sordum.

+ Nasılsın?

– (titreyen bir sesle) İyiyim ama çok heyecanlandım.

+ Merak etme, o heyecan birazdan azalacak, ya da artacak mı dersin 🙂

Güldü, heyecanı ancak bu şekilde azalabilirdi…

Mutfağa geçip, buzdolabından soğuk kahveyi çıkarıp servis yaptım. Tam istediğim gibi değildi ama bu konuda ona yüklenmek adaletsiz olurdu. Sonuçta ilk kez yapıyordu ve benim tam istediğimi bilmesi mümkün değildi.

Paketten bir sigara çıkardım. Eline dokunmadan parmaklarının arasında sıkıştırdım. Öteki eline çakmağı sıkıştırdım.

+ Yak!

Gözleri bağlı birinden bunu istemek biraz acımasızcaydı, ancak bu onu kontrollü bir şekilde hizaya sokacak ilk davranıştı. Ve yaktı, başardı.

Sigaramı içerken sohbet ettik, o çok içmiyordu, arada sırada yüzüne üfledim. Çünkü neden olmasın patron benim!

Bir süre bu şekilde sohbet ettik. Sigaramı ve soğuk kahvemi içerken onu izlemek, onun bedenine dair planlar kurmak, arada bu planlardan ona bahsetmek, oldukça ilgili çekici bir sohbet oluyordu.

Ayağa kalktım ve poşetten bir şey çıkardım. Poşet sesini duymak endişe vereceğini düşünüyordum ancak sanırım önceden bahsettiğim için konfor alanına dahil etmişti. Çıkardığım şey çikolataydı, bir tane de ona ikram ederek çikolatayı bitirdim.

Sonra bir duraksama oldu, onun gözleri kapalı hala, bende sessizleştim. ve bir anda seslendim.

+ Ayağa kalk, çamaşırını çıkart ve geri otur!

Direkt emre uyarak isteğimi yerine getirdi. Şimdi üzerinde askılı kıpkırmızı bir elbise, elbiseden omuzlarına akan sarı saçları ve bundan başka hiç bir şey yoktu. O an ıpıslak olduğuna emindim, ancak hala zamanı gelmemişti.

Onu öyle izlerken sertleştiğimi hissettim ve seslendim.

+ Ayağa kalk, masayı hissederek 2 adım sola ve sonra da 2 adım öne at.

– Emredersiniz.

+ Başını dizlerimin üzerine koyabilirsin.

Tam önüme gelip, başını dizlerimin üzerine koydu. Çok tatlı bir andı, saçlarını okşadım ve ona bu anları yaşamamıza vesile olduğu ve güvendiği için teşekkür ettim.

+ Aferin benim küçük fıstığım!

Bu tatlı anlar bir süre yaşandıktan sonra kemerimi çıkarıp boynuna doladım. Pantolonumun düğmesini açtım. Siyah boxerımın üzerinden sikime dokunmasına müsade ettim.

Daha önce görmediği birinin sikine dokunmanın verdiği ürkeklik ile, efendisine hizmet etmenin verdiği heyecan bir aradaydı. Tek başına güzel giden iki yiyeceğin (sweet chilli sos gibi) lezzetinin bir araya gelince lezzet bombasına haline gelmesi gibi bir andı.

Boxerımı indirip sikimi ağzına verdikten sonra ise bu haz karşılıklı hale geldi.

Ağzında tapmakta olduğu ancak henüz görmediği efendisinin siki olunca kendini tamamen kaptırarak, sanki yıllardır avuçluyormuşcasına tanıdık bir tene dokunuyormuşcasına rahattı.

Oral sekse devam ederken, kırmızı elbisesinin içinden elimi usulca sokarak muhteşem memelerini avuçlamaya başladım. İtiraf etmeliyim ki, eve girdiğim andan itibaren, yani onun o muhteşem memelerini kırmızı elbisesinin üzerinde gördüğüm andan itibaren aklımdan başka bir şey geçmiyordu. Ancak bu anın geleceğini biliyor olmanın verdiği özgüvenle bu an için belki 1-1.5 saat bekledim. Halbuki beklemesem de rızasının olduğunu bildiğim için yapabilirdim. Ancak dominant olmak bu kontrole sahip olmak demek.

Koltuğa geçmek istedim, masayı kenara çekerek koltuğa oturdum, koltukta yanıma uzanarak devam etmesini emrettim. Bunu yaparken elbisesi biraz açılarak kalçalarının üzerine çıktı.

+ Çaaat! Bir şaplak patlattım.

Nefis bir inleme eşlik etti bu sese.

Daha sonra poposu kucağıma gelecek şekilde tam oturduğum yere uzanmasını isteyerek poposunu kızartmaya devam ettim. Çaat, çaaat!

Elbisesi iyice sıyrıldı haliyle, tam o esnada vajinasına dokundum. Ipıslaktı! Vajinasının dili olsa “beni sik noolur” diye yalvarırdı sanırım.

Benim üzerimde kıyafet kalmamıştı, onda da yarım yamalak bir kırmızı elbise. Kucağımda oturuyordu. Öpüşüyorduk. Seslendim.

+ İstediğin gibi öpebilirsin, ürkek olma!

Sanki bu anı kolluyormuş gibi, libidosunun da verdiği heyecanla dudaklarımı ısırarak öpmeye başladı. Öpüşmek en sevdiğim vanilya aktivite, duyguların karşıya geçtiği en saf haller. Biliyorsunuz duygular ve hisler çok önemli benim için.

Öpüşürken her yerine dokunmanın verdiği haz ile bunu yaparken hala üzerinde yarım yamalak da olsa kırmızı elbisesinin olması nedeni ile artık bunu çıkarmanın vakti geldi diye düşündüm ve ani ve sert bir hamle ile elbisesini çıkardım.

Ona ayağa kaldırdım, arkasından sarıldım ve hemen yandaki yatak odasına kadar eşlik ettim. Neden çünkü kendi başına gidemezdi. Hala gözleri kapalıydı!

Çırılçıplak yatakta uzanıyordu ve artık o da biliyordu ki onu gözleri kapalı halde bir güzel sikecektim. Prezervatifi taktım ve üzerine geçtim. Ellerinin başının üzerinde sabitledim.

İçine girmek…

İçine girerken onu izlemek…

Dudaklarını ısırması…

Bacaklarını belime dolaması…

Vajinasının kasılmaları…

İçine girip, köküne kadar sokup içinde saniyelerce hareketsiz kaldığım anlardaki aldığı haz…

Tüm gücümü, ağırlığımı hissetmesi…

Altımda ezilmesi…

Gitgide artan bir sertlikte onu sikerken, ağzını açtırmam…

Ağzına tükürerek sikmeye devam etmem…

Ve hala gözlerini görmemiş olmam..

Artık görmeliydim, gözler kalbin aynasıdır diye boşuna demiyorlar görmeliydim. Sordum:

+ Hazır mısın?

– (Kendinden emin bir) Evet!

Gözlerinden göz bandı için kullandığı kırmızı fuları çıkardım. O esnada hala onu sertçe sikmekteyim. Fuları ellerine götürüp o an yapabileceğim bir pratik düğümle ellerini bağladım.

Uzun zamandır gözleri bağlı olduğu için ilk başta gözleri aydınlıktan kamaştı. Tam açamadı. Bir kaç saniye sonra gözünü tam açtı ve güldü. Ona orada kocaman bir öpücük vererek devam ettim.

O kadar çok zevk alıyordum ki, asla boşalmak istemiyordum. Bu özelliği kendimde keşfetmek harika bir histi. Fiziksel olarak beğendiğim bir kadınla sevişirken kesinlikle normalden çok daha uzun sürelerde boşalıyordum. Nitekim bu anın tadını çıkarmaya devam ettim. Taa ki onun da boşaldığını anladığım dünyanın o en seksi anlarına gelene kadar.

(Not: Aşkım çok güzelsin diye hemen boşalanlara inanmayın, erken boşalma problemini kadının güzelliği ile ört bas etme çabasıdır)

Bir kadının (orgazm taklidi yapmıyorsa eğer, ki çoğu zaman bir erkek algılayamaz) orgazm olduğu anlarda aldığı haller, tavırları, kasılmaları ya da rahatlamaları, o esnada çıkardığı seslerin dünyanın en seksi halleri olduğunu düşünüyorum. O anları eğer anlarsam ve artık hazırsam içine boşalıyorum. Sanırım “aynı anda boşaldık” rekoru bu nedenle bana ait olabilir 🙂

Ve ikimiz de aynı anda boşaldık. Hatırlamıyorum belki onun iki ya da üçüncü orgazmı olabilirdi. Hiç görmediği bir adamlar hayatının en heyecanlı seksini yapmış olması ona bu hakkı veriyor bence de.

Üzerine yığıldım. Sert seks yoğun tempo ve kondisyon isteyen bir hobi. Tabi üzerine yığılmamın başka bir amacı daha vardı. Ona tamamen temas etmenin verdiği haz ve onun ağırlığımı hala hissetmesini istemem. Bu hissi vermeyi seviyorum.

Kalkıp bana su getirmesini istedim. Elleri hala bağlıydı, o şekilde getir dedim.

Suyumu içtim, boxerımı giyip salona geçip sigara içmek istedim. Orgazm sonrası sigaramı içerken yanımda duran güzelliği süzdüm ve tekrardan bu sefer içimden, ne kadar şanslı olduğumu ve onun ne kadar değerli olduğunu geçirdim.

En sevdiği tepkilerden birisi, itaatkarıma o an neler hissettiğini sormaktır. Çünkü sıcağı sıcağına ne hissettiğini öğrenmek çok önemlidir (bu arada bu soruyu 3 gün sonra, olaylar geçip, düşünmeye vakti olduğunda tekrar sorarım)

Yarım saat kadar belki sohbet ettik. Bu bir nevi aftercare’di. Poposundaki kızaran yerlere buz sürerek biraz ferahlattım. Gözlerini ilk açtığında ne hissettiğini öğrenmek istedim. Şaşkındı tabi hala, ama asla rahatız ya da pişman değildi.

O kadar tatlı anlatıyordu ki, onu bu halde izlemek çok keyif verdi. Öte yandan o kadar güzeldi ki, ona dokunma ve hatta onu tekrar ait olduğu yere yani ayaklarımın altına alma hissi giderek artıyordu.

Yavaşça saçlarına dokunmaya ve öpmeye başladım. Ancak az sonra olacaklardan habersizdi. Bu noktada ona yapacağım şeyden habersizdi ve bunu daha önce konuşmamıştık. Rıza ihlaline girebilecek bir şey değildi ve farklı bir şeydi.

Karşıma diz çöktürdüm, boxerımla başbaşaydı. Sanıyordu ki, bir saat önce gözü kapalı yaptığı şeyi bu sefer gözü açık ve gözlerime bakarak yapacaktı. Yanıldı.

Ayağa kalktım ve onun üzerine basarak yere uzandırdım.

Onu yere tam ayağımın altına aldım ve ayaklarımı öptürdüm.

Sonra da bedenini bir halı gibi görerek üzerine basmaya başladım. Ayaklarımı yüzünde, boynunda, memelerinde gezdiriyordum.

Onu bu şekilde aşağılamak planda yoktu. Ancak ona bunu yapmak çok keyif vermeye başladı.

Tam bir oyuncak gibiydi o an.

Ayaklarımı vajinasında gezdirdim. Vajinasına bastırarak vajinasıyla oynamaya başladım. Islanmıştı ve bunun da ötesinde gözlerinde aşağılanmanın verdiği huzuru görebiliyordum.

Bu bir süre devam ettikten sonra onu alıp hemen yan odada yatağa götürüp, yatağa doğru domaltarak prezervatifle içine girdim. Bir yandan saçını çekiyordum. Bir yandan da onu kalçalarına vura vura sikiyordum.

Pozisyonu değiştirmek istedim. Pozisyon değiştirmekte temel bir kuralım vardır. O posizyon değişirken sikim asla içinden çıkmayacak. Buna dikkat edilecek, gerekirse en rahatsız hallere girilecek ve içinden asla çıkılmayacak.

Hafif uzandırarak yan çevirdim. Giriş çıkışlarım hızlanmaya başladı. Bir an yaptığı bir şeyden rahatsız olunca duraksadım. O da durdum sanıp kendini geri çekerek içinden çıkmama sebep oldu.

İşte o an çok sinirlendim.

+ Sana demedim mi orospu, içinden çıkartacak hareket yapmayacaksın!

Çok kızdım. Anladı ama çok geçti. Yanağına sağlam bir tokat yapıştırdım ve onu o an tam anlamıyla düşmanım gibi sikmeye, vücudunu hırpalamaya, saçını çekmeye başladım. O an tam anlamıyla hizmetini verememiş orospu gibi onu dibine kadar aşağılayarak sikiyordum ve ilk o hissi hissettiğim anda kendimi tutmayarak içine boşaldım.

İkimiz de yatağa devrildik. Ben seksin verdiği haz ve yorgunluktan, o buna ek olarak yediği dayağın da verdiği sersemlikten…

1-2 dk sonra sakinleşip, kolumun üzerinden bana sarılmasını sağlayarak kocaman sevgi dolu bir öpücük kondurdum dudaklarına ve uzunca bir süre yatakta o şekilde sarılarak uzandık.

Bir kaç saat daha sohbet edip, durum analizi yaptıktan sonra evden ayrıldım. Bu sohbet esnasında hayli kişisel ve şimdiye kadar kimseye anlatmadığı konulardan bahsetti ancak herhangi bir ifşa olmaması adına bunları buraya yazmayacağım.

Yine görüşecektik ve bir sonraki görüşme için bambaşka planları çoktan yapmaya başlamıştım bile. Ancak bir şey oldu. Değişik bir şey. Daha önce karşılaşmadığım ve duyduğumda inanamadığım bir şey.

Bunu da sonraki yazıda aktaracağım.

Bu arada unutmadan, o poşette bir de LED mumlardan oluşan bir hediye vardı. Ev hediyesi, ne de olsa evine ilk kez gidiyordum, hediyesiz olmazdı.

Sevgiler.

M.

Bilinmezlik ve Güven 2 – Kırmızı Elbise’ için 2 yanıt

  1. Merhabalar efendim. Kişinin gözünün aradığı biri olmak,merak ediyorum nerelerdesiniz yıllar önce takip etmeye başlamıştım sizi, nerden bilebilirdim bir anda ortadan kaybolacaginizi. Yine herhangi bir gecede sizden aldığım bir ekra n görüntüsüyle karşılaşıp yeniden şansımı denemek istedim. Acaba küçük bir umut sizi ve paylaşımlarınızı yeniden görebilecek miyim .

    Umarim iyisinizdir.

    Beğen

Yorum bırakın